Bir Mumyanın Sırları Açığa Çıkıyor

Yaklaşık 2000 yıllık bir Mısır portresinden alınmış, bir saçın çapından daha büyük olmayan mor bir pigment lekesinden ne kadar bilgi edinebilirsiniz? Yeni bir araştırmaya göre çok. Bu lekenin analizi bize pigmentin nasıl yapıldığını, neyden yapıldığını ve hatta onu yapan insanlar hakkında biraz bilgi verebilir.

Mor pigment içeren portre Mısırlı bir mumyadan geldi, ancak ilk bakışta bir mumya gibi görünmüyor – Tutankamon’un altın lahitine ya da duvar resimlerindeki yana bakan tablolara benzemiyor ne de bir papirüse.

“Sakallı Bir Adamın Portresi” adı verilen portre, Mısır’ın bir Roma eyaleti olduğu zamanlardan…ikinci yüzyıldan geliyor, bu nedenle portreler, önceki dönemlerin Mısır sanatından daha gerçekçi ve hiyerogliflere daha az benziyor. Bu portrelerin çoğu Faiyum adlı bir bölgeden geliyor. Ahşap üzerine boyanmışlar ve mumyalanmış bedeni tutan çarşaflara sarılmışlar. Portreler kişinin benzerliğini ve aynı zamanda statüsünü – gerçekçi bir şekilde ifade etmeyi amaçlıyordu.

Bu statü fikri aslında bu durumda çok önemlidir çünkü odaklandığımız portredeki adam togasında (kıyafet) clavi denen mor işaretler takıyor. Antik Roma’da senatoryal veya atlı rütbesini gösteren toga üzerindeki mor işaret olan clavi öbür dünyada ölen kişi için bir hizmetkar olması gerektiği fikrini doğuruyor. Mor rengin bazı kültürlerde ölümün, bazılarında ise yaşamın sembolü olarak görülür. Eski zamanlarda kraliyet ailesiyle ilişkilendiriliyordu. Görünür renk spektrumunun sonunda bulunan mor renk, bilinenin sonunu ve bilinmeyenin başlangıcını temsil ediyor olabilir.

Mikroskopla, pigmentin tipik boya parçacıklarından on ile yüz kat daha büyük parçacıklar içeren ezilmiş parçacıklara benzediği görüldü. Parçacık sadece 50 mikron çapındaydı, insan saçı ile hemen hemen aynı, bu da onu incelemeyi zorlaştırıyordu. Küçük olsalar bile , araştırmacılar daha küçük numunelerde bile işlevsel olan bir iyon ışını kullanarak parçacıkların temel bileşimlerini analiz edebildiler.

Sonuçlar ne oldu ? Sonuçları anlamak için boyaların ve pigmentlerin nasıl yapıldığını bilmeniz gerekir. Pigmentler ve boyalar aynı şeyler değildir. Boyalar saf renklendirici maddelerdir, pigmentler ise boyalar, mineraller, bağlayıcılar ve diğer bileşenlerin birleşimidir.
Eski çağlarda, mor boyalar Murex adı verilen bir deniz salyangozu cinsinin salgı bezinden üretilirdi. Araştırmacılar, bu mumya resminde kullanılan morun başka bir şey olduğunu varsayıyor – sentetik bir mor. Araştırmacılar ayrıca sentetik morun, kırmızı boya ve mavi çivit boyası birbirine karıştırıldığında tesadüfen keşfedilmiş olabileceğini de varsayıyorlar. Nihai renk, kromun karışıma eklenmesinden de kaynaklanıyor olabilir. Sonuçta, pigment numunesinin mineralojisi, boyanın bir pigment oluşturmak için kil veya bir kum benzeri bir malzeme ile karıştırıldığını göstermektedir. Ayrıca pigment, nihayet ıhlamur ağacına boyanmadan önce bir balmumu bağlayıcısıyla karıştırıldı.

Bir başka detay da bu portrenin nasıl yapıldığının hikayesine biraz daha derinlik kattı. Araştırmacılar pigmentte de önemli miktarda kurşun buldular ve bu bulguyu, Mısırlı boyacıların atölyelerindeki boya fıçılarının kurşundan yapıldığını bildiren 1800’lerin sonlarında bir İngiliz kaşifin gözlemleriyle ilişkilendirdiler.

Araştırmanın daha geniş etkileri de var. Mumya portreleri hakkında, aynı sanatçının birden fazla portre yapıp yapmadığı da dahil olmak üzere nispeten az şey biliniyor. Pigmentleri atomik düzeyde analiz etmek, portreleri birbirine bağlamak için gereken kimyasal parmak izini sağlayabilir.

Araştırma sonuçları, mumya portrelerinin zaman ve üretim yeriyle ilgili benzerlikleri belgelemek için bir yöntem öneriyor, çünkü çoğu mezar soyuldu ve arkeolojik bulgulardan yoksunlar. Bu yöntemle mumyaların aileleri ve portreleri yapan sanatçılar birbirine bağlanabilecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir