Bu yüzyılın sonlarında gelmesi beklenen ölümcül sıcaklıklar zaten burada

Küresel hava istasyonu verileri, tehlikeli derecede sıcak ve nemli günlerin çok daha yaygın hale geldiğini gösteriyor.

İnsanların bir süper gücü vardır – terlemek.

Sıcaklık yükseldiğinde, ter boncukları gözeneklerimizden sızar ve buharlaşır, cildi serinleten ve vücudumuzun aşırı ısınmasını önleyen budur.

Bu kendi kendine soğutma mekanizması, insanların dünyanın her sıcak ve nemli köşesine yayılmasına yardımcı oldu. Ancak bu terleme süper gücünün teorik bir üst sınırı vardır: Çok sıcak ve nemli olduğunda, fizik yasaları cildi serinleten teri engeller.

Küresel hava istasyonu verilerinin analizi, insanların hayatta kalma sınırının Hindistan ve Pakistan’daki Basra Körfezi ve İndus Nehri Vadisi boyunca yer alan alanlarda son kırk yılda en az bir kaç kez kısa bir süreliğine de olsa aşıldığını gösteriyor. Çalışma, biraz daha düşük, ancak yine de tehlikeli sıcaklıkların, yaz aylarında Orta Doğu, Güney Asya ve ABD Körfez Kıyısı’nın daha büyük bölümlerinde giderek daha belirgin özelliklerini gösteriyor.

Araştırmacılar nispeten yakın zamanda bu aşırı nemli ısı eşiğine nerede ve ne zaman geçilebileceğini tahmin etmek için istatistiksel simülasyonlar kullanmaya başladılar.

Araştırmacılar, dünyadaki 4,576 hava istasyonundan veri topladı, aşırı nemli sıcaklıkları ve 1979’dan 2017’ye kadar trendleri takip etti. Yakınındaki istasyonlarla uyuşmayan veya bariz hatalar gibi görünen ölçümleri kaldırdıktan sonra, ortaya çıkan verilerde: Çoğunlukla okyanustan gelen ılık, nemli havanın karada sıcak hava ile çarpıştığı subtropikal kıyılarda aşırı nemli sıcaklıkları meydana getiriği belirlendi. Güney Asya’da, bu tür uç durumlar muson rüzgarları tarafından tetikleniyor.

Bu fizyolojik sınırdaki veya ötesindeki sıcaklıklar nadirdi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’ndaki bir hava istasyonu gibi Basra Körfezi boyunca sıcak noktalarda bir veya iki saatle sınırlıydı. (Abu Dabi’de yaklaşık 1,5 milyon insan yaşıyor.)

Araştırmacılar, karbon emisyonlarının önümüzdeki on yıllarda büyük ölçüde azalmaması durumunda, bu nispeten nadir aşırılıkların giderek yaygınlaşacağını söylüyor. Bu tür koşullar, klima gibi teknolojiler olmadan dayanılmazdır ve açık havada çalışmayı neredeyse imkansız hale getirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir